ENG101 ve ENG102'yi AA ile geçmiş olmanın verdiği özgüven ile bu dönem de bir ingilizce dersi alayım hem bir şeyler öğrenirim hem de ortalamayı yüksek tutarım dedim. Kotasında sorun olmayan tek ingilizce dersi olarak şüphelenmem gerekirdi, şüphelenmedim. Ve aldım. Ve az evvel ilk dersine gittim. Gitmemle birlikte dersin tam adının English for International Relations, olduğunu öğrendim. Dersi alanlar uluslararası ilişkiler, uluslararası ticaret vb gibi bölümlerin öğrencileri. Politika dersinde neler yaptınız diye sorunca instructor, aha dedim ne diyor? Derken benim mühendislik öğrencisi olduğumu öğrenince, niye seçtin falan diye geldi sordu. Bir de kibar sordu, hani "senin burada olmandan çok memnunum ama iibf öğrencileri bile zorla seçiyor sen niye seçtin?" diye sordu. "Açık olmak gerekirse" dedim, "bilmiyordum böyle olduğunu. Academic English yazıyordu ben de aldım, ama çok da pişman değilim dedim." Olay böyle geçişti de; şuan dikkat ediyorum, çok da pişman değilim ifadesinin altında, aslında biraz pişmanım şartı var gibi geliyor. Yani siz şimdi yanlışlıkla seçmeme çok pişman olduğumu düşünüyorsunuz ama öyle değil, evet pişmanım ama o kadar değil. Tam tevsir ve meali bu olsa gerek cümlenin. Acaba Productive Skill'imiz olarak geçen bu konuşma becerisini kullanırken, direkt olarak düşünmediğimiz bazı kelimeler bilinçaltımızdan geliyor olabilir mi? Yani daha önce bu cümleyi kurmayı bir şekilde planlamışızdır da kurmamışızdır ve sonra o anda, anlık cümle kurma zorunluluğuna düşünce konuyla ilintili olduğunu düşünüp teklememek için kurmuş olabilir miyiz?Eğer öyleyse sıçtık hacı. Benim bilinçaltımın durumu vahim. Sadece şimdi için söylemiyorum, geçmişten beri. Konuşurken çok fazla hata yapmam hatta hemen hemen hiç yapmam da, bazı özel durumlarda ki özellikle konsantrasyonumun konuşmak dışı aktivitelere yoğunlaşmış olduğu zaman birimlerinde, çok pis şeyler söyleyebiliyorum. 2 yıl evvel hayatımda bulunmuş olan kız arkadaşıma öyle bir zaman biriminde "senden başka orospuya ihtiyacım yok" demiştim... Demek istediğim şey normalde 3 cümleden oluşuyor, ihtiyaç, orospu ve senden başka ifadeleri 3 farklı cümlenin içerisinde geçiyorlardı. Ama nasıl bir otomasyon cümle kurduysam o anda böyle bir şey çıktı. Toparlaması zor oldu tabii sonra da; konsantrasyonum kendine geldiği için, laf çevirme becerimi kullandım. Süper laf çeviririm ayıptır söylemesi; yani öyle ki söylediğim şeye inanmazsın hatta yalan olduğunu ya da şöyle diyelim, abartı olduğunu alenen bilirsin ama bir şey diyemezsin çünkü mantık kapılarını çoktan kapamışımdır. Bazen kendi kendime bile yapıyorum bunu, hayatımı siktim afedersin.
Neyin doğru neyin yanlış olduğuna göre değil neyi istediğime göre karar verir oldum hal böyle olunca. Çünkü bir çeşit düşüncenin, düşünce sisteminin yanlış olduğunun farkına varabiliyorum ya da farkına varmaktan ziyade, yanlış olduğunu hissedebiliyorum, ama inanmak istediğim şey, doğru olmasını istediğim şey o yanlış olan seçenek; işte o vakit çıkıyorum onun doğru sayılabilmesi için gerekli sebepleri toplayıp, antitezleri çürütecek küçük tezler hazırlıyorum, kafamda bunları çarpıştırıp, ahan da yeni fikrim bu diyorum, sonra bunun uygulanabilirliğinde bazı hatalar olduğunu farkedebiliyorum tabii ama bu sefer de sistemin oturması için zaman lazım yalanına inandırıp devam ediyorum. Hal böyle olunca, bi sik olmuyor.
Lan aslında böyle bir şey külliyen yok. Öyle bir konuştum ki külliyen komplike bir hayatım varmış da, bir geceyi white house'da bir geceyi kremlin'de geçirmek zorunda kalıyormuşum da soğuk savaşın bitmesinde etkili rol oynamışım gibi bir hava yarattım. Yok hacı öyle bir şey. Derse giriyorum bildiğin, derste hocalarla şakalaşmalar, ders dinlemeler falan, sonra odaya geliyorum burada acaip acaip hareketler, duşa falan giriyorum arada. İyi oluyor. Boğazım ağrıyor bir de sürekli nane şekeri çiğniyorum. Nane şekerinin boğaza iyi gelip gelmediğini bilmiyorum. Nane şekeri niye boğaza iyi gelsin ki zaten mantıken? Sen nane şekeri olsan boğaza iyi gelir misin? Gayet de iyileşmek üzereydim, dün bira içmek durumunda kaldım. "Bira içmek durumunda kalmak" nedir aq?Kafama silah mı dayadılar? Bu birayı içmezsen seninle konuşmayız mı dediler? Hayır da işte oluyor öyle arada. Kendin o an ki durum gereği içmek istiyorsun çok derinden ama içmemen de lazım aslında, o zaman sokarım boğaza diyorsun işte, sonra o senin ömrünü sikiyo orası ayrı.
He bu kadar küfretmişken aklıma bir şey geldi ama onu yazmaya konstrasyonum el vermiyor, zaten şimdi düşününce bundan önce de pek elvermemiş. Yazdıklarımın başı ile sonu arasında alaka yok. Olsun bu da efe türü edebiyat olsun nabim.